10 Mart 2013 Pazar

Gece Hayatı, Uyuşturucu ve Sex...






Tüm dünyaya eğlence odaklı yapısıyla nam salmış, iki güzide şehir Rio de Janeiro ve Amsterdam'da farklı zamanlarda geçen bir hikaye. Filmin başında kahramanımız Nando'nun hapisten çıkması ve annesiyle eve gitmesi, Nando'nun geçmişiyle bir hesaplaşma içerisinde olacağının habercisi. Nitekim takibinde, Nando'nun küçük kardeşinin tavırları, abisinin geçmişte yaptıklarından memnun olmadığı yönünde. Babanın trajik ölümü, çocukları üzerindeki kontrolü kaybetmiş bir annenin, hapisten çıkan büyük oğlundan, kardeşini tabiri caizse adam etmesini istemesi, filmin aile içi sorunlarla çözümleneceğini, hatta American History X'tekine benzer bir kurguyu izleyeceğini haber verir gibiydi. En azından Nando'nun, hapis hayatını yaşamış bir bireyin olgunluğunu sergilemeye çalıştığı karakteri, kardeşinin ise abisine karşı gösterdiği samimiyetsiz ilgi ve kaçış, olgunluğun ve gençliğin çatışmasını anlatacak izlenimi veriyordu. Nitekim filmin dönüp dolaşıp dayandığı noktalardan biri bu çatışma olacaktı ancak esas derdinin tam olarak ne olduğu belli olmayan hikaye içerisinde bu çatışma da diğer tasvirler gibi sönük kalıyor ve yüzeysel bir anlatım içerisinde kendisine yer buluyor. Filmin gidişatını, Nando'nun kardeşinin, hapiste olduğu senelerde neler karıştırdığını, hayatına ne doğrultuda yön verdiğini anlama isteği sonucu odasında yaptığı küçük araştırma değiştiriyor ve geçmiş zaman ile şimdiki zamanın paralel kurgusu başlıyor.

Geçmiş zamanı iki şehirde, şimdiki zamanı sadece Rio'da geçen film bir anda 10 dakikada bir şehvetli sevişme sahnelerine, elektronik müziğin ritmine ve uyuşturu kullanımının sonuçlarına meyil etmeye başlıyor. Üç ayrı zaman dilimini anlatan bütüncül hikayeyi takip etmek kısa bir kafa karışıklığı yaratsa da, karakterlerin farklı zaman dilimlerindeki farklı görünüşleri, geçmişi, daha da geçmişi ve şimdiki zamanı çözmemize yardımcı oluyor. Esasında hikayenin başlangıç noktası bu daha da geçmiş diye sınırlandıracağımız zaman dilimi. 80'lerin hippi akımından izler taşıyan bir grup insan ve elektronik müziğin ritmine kendilerini kaptırmayı amaç edinmiş, fütursuz bir topluluk, 2-3 günlük bir festival için Brezilya'nın güzide bir sahilinde buluşuyor ve dans etmeye, hemen her köşe başında sevişmeye ve kafalarını uyuşturmaya başlıyorlar. Nando ve can ciğer arkadaşı Patrick ise bu eğlenceden nasiplerini almak bir yana, zevk ve sefa düşkünü yüzlerce insana uyuşturucu tedarik ederek eğlenceyi ticari bir fırsata çevirmeyi kafalarına koymuşlar. İşte bu noktada hikaye, kahramanlarımız için bir kesişim noktası, paralel bir şekilde daha da geçmişin bir ileriki geçmişinde ilerleyen Amsterdam kesişmesinin zeminini atıyor.



Erika ile Nando'nun Amsterdam'da bir barda buluşması, geçmişte Erika'nın Brezilya sahilindeki karnavalda DJ performansı sonrası, ruh ikizim diye tanımladığı arkadaşı Lara'yı arayışından başlıyor esasında. Tabi biz bunu film ilerledikçe öğreniyoruz. Kimilerine göre "Spoiler" mahiyetinde bir bilgi olsa da bu inanın film içerisinde o kadar anlamsız duruyor ki bu geçmiş tanışıklık, herhangi bir gerekçelendirmeye gitmek oldukça yorucu ve beyhude bir çabaya dönüşüyor. Amsterdam'da bir barda yeni tanışmış gibi davranan iki insanın geçmişte birbirlerini tanıyor oluşlarını birbirlerinden saklamalarını duygusal bir nedensellik içerisinde vermeye çalışmış yönetmen bize ancak bu duygusallık yine hikaye içerisinde çokta gerekçelendiremediğimiz bir ölümden kaynaklanıyor. Çok etkili bir uyuşturucu maddesinin aşırı kullanımı ve sex aktivitesinin vücuda yaptığı zorlamaya dayanamayan Lara; Nando ve Erika ile üçlü bir sevişmenin ortasındayken, benim sevişme çadırı diye betimlediğim çadırdan ayrılıyor ve bir kaç adım ileride ölüyor. Lara'nın ölümü karnavaldaki insanlar için beklenmedik birşey değil belli ki zaten festival organizasyonunda ilk yardım ekibi ve ambulans hazır bulundurulmuş bu gençler sapıtmaya müsait, her an biri aşırı dozdan komaya girebilir veya ölebilir diye. Ancak bu önlem Lara'nın ölmesine yetmiyor. Lara'nın ölümünün hikaye içerisinde bir anlam teşkil etmesini bekliyorsunuz ama Lara'nın öldüğü anlarda şehvetli bir sevişme içerisinde olan Nando ve Erika'nın kayıtsızlığı gibi film bir daha bu noktaya değinmiyor. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi Amsterdam'da bir barda karşılaşan Nando ve Erika'nın birbirlerini tanıdıklarını saklamalarını Lara'nın ölmesi olayından başka bir şekilde açıklamak için elimizde herhangi bir veri yok filmde. Bu açıklama da herhangi bir nedenselliğe oturmamakla beraber, Lara'nın ölmek üzere olduğu anlarda müziğin ve Lara'nın son nefeslerinin ritmine uydurulan Nando ve Erika'nın gel gitleri, yönetmenin sadece ve sadece yaşama arzusunun, şehvetin ve eğlencenin ölüme ne kadar yakın olduğunu anlatmak istemesinden başka bir türlü açıklayamıyorum. Amaç bu idiyse de, senaryonun bu amaca hizmet edecek nitelikte bir ilerleme yaşadığını söylememiz pek mümkün olmuyor.



Filmin çözülme kısmında ise başındaki "American History X" vari bir kurguyla gerçekleşecek sanıyorsunuz. Nando'nun küçük kardeşi birden bire aydınlanıp abisinin gittiği yoldan gitmemeye meyil ediyor ancak ne oluyorsa kendini denizin ortasında bir sandalda abisinin eski yakın arkadaşı Patrick ile uyuşturucu transferi yaparken buluyor. Sonrasında yaşananlar ise filmi "Yok artık, buna ne gerek vardı şimdi" dedirdetecek cinsten bir noktaya çekiyor. Küçük kardeş denizdeki uyuşturucu transferine polisin yaptığı baskından uzunca bir süre yüzerek kurtuluyor, bu sırada da yine yönetmenimiz bize Nando ile Erika'nın yıllar sonra buluşması üzerinden bir çatışma kurmaya çalışıyor. Sorulması gereken soru ise bana göre tam olarak şu: Lara'nın ölüm sahnesiyle Nando ve Erika'nın sevişme sahnesini paralel olarak anlatırken yaşatmaya çalışılan duygusal çatışma, Nando ile Erika'nın tekrar buluşması sahnesinde küçük kardeşin boğulması veya polisler tarafından yakalanması ile tekrar yaşatılacaksa, neden küçük kardeş kurtuluyor? Filmin ortalarında vermeye çalıştığı mesaja ters düşen bir durum söz konusu finalde. Güney Amerika izleyicisinin mutlu sonla biten filmlere daha çok rağbet ettiği gibi bir bilgi yoksa eğer bu sonu açıklamanında film içerisinde hiçbir yolu yok gibi duruyor. Tüm bunların yanı sıra, Lara'nın olduğu belli olan sarı çocuğun ve Lara ile Erika'nın festival öncesi yolculukta verdikleri bir mola sırasında, çiğnedikleri bir ot ile yaptıkları doğa sevişmeleri ve halisünasyonları filmde bir yere oturtamıyoruz. Çok fazla bağlantısız sahnenin, anlamsız karşılaşmaların olduğu bir filmin finalininde manasız olduğunu söyledikten sonra bu yazıyı okuyan kimse filmi izlemez herhalde. Ancak tavsiyem şudur ki; çok boş zamanınız varsa film izlenebilir derece de, özellikle müzik kullanımı ve eğlence ruhu konusunda oldukça başarılı denebilir hatta. Fakat yapacak daha anlamlı bir işiniz varsa vaktinizi boşa harcamayın derim. Esen kalın...

http://www.imdb.com/title/tt2102396/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder