22 Mart 2013 Cuma

Waldo Moment





İnternet personası, sanal kimlik konularında yapacağanız ufak bir araştırma ile bile günümüzde bu konuda bir yığın yazılmış makale, kitap yapılmış deney, çalışma olduğunu göreceksiniz ancak sinemanın daha ziyade kurgu dünyasının, imgelerin, bilinçaltına yönelik geliştirilen alt metni zengin sinemasal çalışmaların gücünün bu yazılmış ve yapılmış yığınlarca araştırmadan daha yüksek olduğunun son dönemdeki kanıtlarından biridir Waldo Moment.

Mavi ayı Waldo, başarısız bir komedyenin (Organize İşler'de Tolga Çevik'in canlandırdığı Süperman misali) yaratıcılığı ve zekası ile ortaya koyduğu bir sanal kimliktir. Üslübu deyim yerindeyse gerçek bir kişi olsa yerden yere vurmak isteyeceğiniz derecede seviyesiz, sürekli küfür eden, herşeyle ama herşeyle ahlaksızca dalga geçen bir noktadadır. Ancak Waldo'nun popülerlik kazanmasındaki en önemli etkende zaten budur, bir bakıma insanların özellikle politikacılar karşısında söyleyemediklerini, haykıramadıklarını dile getirmekte, gönüllerin vicdanın sesi olarak televizyon programlarında dijital yüzüyle kendisine yer bulmaktadır. İnsanların
Waldo'da buldukları şey oldukça açıkken, bu sempatiyi yaratan gerçekte Waldo'yu yöneten, sesine ses, hareketlerine hareket katan mutsuz komedyen Jamie'dir. Jamie'nin belli bir noktada Waldo'nun kazandığı popülerite karşısında ezildiğini, kendi yarattığı karakteri kıskandığını, Waldo'nun aslında kendisinin de gerçekte olmak istediği karakteri temsil ettiğini söyleyebiliriz. Waldo'nun başarısından dolayı yaşadığı sanal kimlik, gerçek kimlik ikilemi, Waldo karakterinin yapımcısı ve yönetmeninin de baskıları sonucu doruklara ulaştığını görüyoruz.



Jamie'nin Waldo ile yaşadığı duygusal iniş çıkışların yanı sıra hikayenin odak noktasında bir başka hikaye, ülke gündemini meşgul ediyor. Ülkeden ziyade yerel bir bölgedeki milletvekili seçimleri gündemin en sıcak konusu. Liberal aday Liam Monroe ve genç İşçi partisi adayı Gwendolny Harris. Monroe klasik liberal tanımına oldukça uygun, özgürlükçü politika altında usülsüzlükler ve yolsuzluklara gömülmüş, özü sözü bir olmayan bir adayı, Harris ise genç yaşında adaylığı ile yapacağı sükse ile kariyeri için ciddi bir takım atılımlar planlayan bir adayı temsil etmekte. Harris seçimin İşçi Partisi kanadında henüz daha adaylığı kabul edilirkenki mülakat sürecinde, başarı odaklı yaşayan, başarısı karşısında duracak her engeli gözünü kırpmadan yıkabileceğini gösteren bir inek olduğunu gösteriyor. Harris'in trajik hatası, otel lobisinde peşine takılan Jamie'ye (belkide Waldo'ya) karşı koymaması. Jamie'nin, başarısızlıklar ile dolu hayatında tutunacak bir dal arayışı sırasında karşısına çıkan Harris'e olan bağlılığı ve Harris'in kariyer planları arasında (danışmanının da dayatmaları ile) böyle bir ilişkiye yer olmaması, Jamie'yi kızdırıyor hatta öfkesini Waldo ile kusmaya itiyor. Bu öyle bir acizlik olarak resmediliyor ki hikaye içerisinde, Jamie, yapımcılarının kendisini sürüklediği bir televizyon programına Monroe ve Harris ile birlikte seçime girecek bir aday olarak katılıyor Waldo kimliğiyle. Bu oldukça zekice düşünülmüş hareket sonucunda, Waldo bir anda Jamie'nin tetikçisi olarak Harris ve Monroe'ya saldırıyor ve tüm popülaritesi ile seçime ciddi bir adaylık koymuş oluyor. Özellikle Monroe, Waldo'yu gerçek kimliği ile yere vurmaya çalışsada, halk, izleyiciler buna aldırmıyor ve Waldo küfürbazlığı ile çirkin bir şekilde üstte kalmayı beceriyor.

Tamamen yıkıma uğramış gerçek bir kişilik, ihanete uğramış hissiyatı içerisinde genç bir siyasetçi, herşeye rağmen kazanmaya yakın bir Liberal ve medya ilişkileri arasında senaryo açısından oldukça iyi kotarılmış toplumsal mesajlarla bezeli bir Black Mirror bölümü "Waldo Moment". Tüm bölüm boyunca Black Mirror konseptine sadık dijitallik ve teknolojiye karşı o kadar çok mesaj var ki, madde madde sıralamakla bile bitmez. Ancak iki önemli sahneden bahsetmeden geçemeyeceğim. Birincisi Jamie'nin canına tak ettiği noktada sokağın ortasında Waldo'yu yönettiği karavandan çıkıp insanlara "Waldo benim" diye haykırması ve Waldo'yu yönetme konsolunun başına geçen kanal patronunun olayın üstesinden gelmek için Waldo'nun sesiyle Jamie'yi hedef göstererek "Onu ilk indirene benden 500 Sterlin" demesi. Sanırsınız ki, dijital bir mavi ayının bu sözüne kimse kulak vermez gülüp geçer ancak hiçbir şekilde ciddiye alınmayan Jamie, kendi yarattığı karakterin gösterdiği bir hedef haline geliyor ve 500 Sterlin için gerçektende saldırıya uğruyor. Bu noktada Waldo, deliliğin ipini salan, kaosun lideri, insana özündeki vahşeti göstermeye çalışan bir pozisyonda adeta Gotham'ın Joker'i gibi davranıyor.



Bir unutulmaz ikinci sahne ise Waldo'nun, seçimlerin açıklanması sonucunda yine adeta bir Joker edasıyla, seçimleri kazanan Liam Monroe'ya ayakkabı fırlatana 500 Sterlin diye açıklama yapması sonucu salonun karışması, ayakkabıların havada uçuşması sahnesi. Bu arada Waldo'nun seçimlerde en çok 2. oyu aldığını, Monroe ile Harris arasında televizyon ünitesi olarak mavi dijital suratıyla gerçekten boy gösterdiğini unutmamak gerek.

Neresinden tutarsanız tutun zeka fışkıran bir bölüm, kesinlikle tekrar tekrar izlenmeyi hak eden, şiddetle tavsiye edilecek nitelikte. Ancak anlatılan tüm bu distopyaya rağmen gerçek Jamie'nin de yapımcısına söylediği gibi "Hala youtube'da en çok izlenen video Waldo değil, Neşeli Günler'de osuran bir köpeğin videosu"...

http://www.imdb.com/title/tt2386296/?ref_=fn_al_tt_1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder